UYANDIRMA SERVİSİ
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ''UĞUR MUMCU'' TÜM YAZILARI 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sevgi



Mesaj Sayısı : 102
Kayıt tarihi : 08/08/08
Yaş : 31
Nerden : bursa

MesajKonu: ''UĞUR MUMCU'' TÜM YAZILARI 2   C.tesi Ağus. 09, 2008 4:01 pm

Bağımsızlık Gülü (Ocak-Haziran 1980)
"1854’ten sonra, 1980 OECD toplantısına kadar uzanan tarih diliminde en onurlu sayfalar, Mustafa Kemal döneminin ulusal bilinci ile yazılmıştır. 1920’lerde emperyalist ordulara diz çöktüren Mustafa Kemal’in uyandırdığı Kuvay-ı Milliye ruhu , bugün yerini uyduluğa, teslimiyetçiliğe ve dilenci ekonomisine bırakmış ise, acı acı ve derin derin düşünmemiz gerekir.
Batı sermayesi, bugün 1920’lerin Mustafa Kemal Türkiye’sinden öç alıyor. Haçlı seferleri, OECD ile, NATO ile, silah "yaptırım" su ile, savunma işbirliği anlaşmaları ile, IMF ile, dış borç ile her gün yeni baştan düzenleniyor. Ve Kurtuluş Savaşı öncesi ulusal "kurultay" lerde reddedilen Amerikan mandası , bugün başka başka yollarla, cebren ve hile ile içimizde yandaş bulup egemenlik kuruyor." (Cumhuriyet, 1 Nisan 1980, Batı Acısı...)
Uğur MUMCU 2 Ocak - 9 Haziran 1980 yazıları...

Batı Kulübünde Dans (Haziran-Aralık 1980) "
- Peki Hocam, iktidara gelirseniz IMF ile imzalanmış üç yıllık stand-by anlaşmasını kaldıracak mısınız?
- Evelallah... Çünkü biz Fatihler’in torunlarıyız. IMF’ye ‘hadi oradan’ deriz...
Genel Kurul salonuna girince, Erbakan Fatihler’i unutuyor ... ve veriyor oyunu; Kabul!.. IMF’ye kabul, Ortak Pazar’a kabul, faiz kararnamesine kabul, Gizli CENTO’lara kabul, 5 ailenin devlet bankaları eliyle zengin edilmesine kabul, Ortadoğu’da Arap ülkelerine karşı İsrail politikasına kabul, bu kan gölüne kabul, teröre kabul... Ve Batı Kulübü’ne de kabul... (Cumhuriyet, 3 Temmuz 1980, Batı Kulübü‘nde Dans...)
Batı Kulübü’nde oryantal dansları izliyorsunuz sevgili okurlar! Çalanlar. Demirel ve saz arkadaşları, oynayan Erbakan hocamız! (Cumhuriyet, 21 Haziran 1980, Kulüp‘te Dans...)
Parlamento çatısı altındaki bu son tango , ekonomik çöküntüyü önler mi? Hayır! Bu acımasız terörü önler mi? Yine hayır! Ya erken seçim? Erken seçim de hiçbir çözüm getirmez. ... Siyasal iktidar sahipleri, devleti yönetemez duruma düşmüşlerdir. Gün günden uğursuz gelecek; göreceğiz. Çünkü, kanser aspirinle tedavi olmaz; cüzzam izleri makyajla silinmez! (Cumhuriyet, 16 Ağustos 1980, Neye Yarar?..)
Silahlı Kuvvetler’in yönetime el koyması, yağmurun yağması gibi doğal bir olaydır. Devlet devlet olmaktan çıkar, parlamento on beş gün içinde seçmesi gereken cumhurbaşkanını seçmez ve ülke bir iç savaşın kanlı arenasına dönüşürse, Silahlı Kuvvetler’in yönetime el koymasından doğal ne olabilir! ... Biz, çok partili yaşamı, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiyi, anayasal düzeni yaşatamadık. Bu sonuç, otuz yıldır bizi yönetenlerin, yönettiklerini sananların ve bunların siyasal düşüncelerinin tam bir iflası demektir. Kimsenin kimseye söyleyecek bir sözü yok!" (Cumhuriyet, 14 Eylül 1980, Bundan Sonra...)
Uğur MUMCU

10 Aralık-31 Aralık 1980 yazıları...
Önceki gelişim süreci ile birlikte RP'nin, koalisyonun büyük ortağı olarak iktidara gelmesi... Şeriat tehdidi algılamasının alabildiğine yoğunlaşması... RP'nin sözünde durmayan, güven vermeyen daha önce ortaya koyduğu ilkelerin tümünü çiğneyen tutumu... Parlamentonun çaresizliği... 28 Şubat MGK kararları... Ha bugün, ha yarın darbe beklentileri... Daha önce seyrettiğimiz film... Belki biraz farklı bir "prodüksüyon"...
10 Haziran – 31 Aralık 1980 yazıları...

Esir Teşebbüs (Ocak-Haziran 1981)
Bazılarımızın, devletçilik deyince tüyleri diken diken oluyor. Bunlara göre devlet ticaret yapamaz. Peki, ticareti kim yapar? Ticareti özel sektör yapar. Bu yüzden de özel sektöre çok anlamlı bir ad taktılar: H ü r t e ş e b b ü s... Özle sektör hür teşebbüs, hür teşebbüs olunca, bunun karşıtı ne olur? Esir teşebbüs değil mi?
Devlet bu işlere karışmasın diyenlere şöyle bir bakınız. Bunların hepsi de devlet bankalarından aldıkları kredilerle zengin olmuş kişilerdir.
- Devlet karışmasın!..
Devlet sizlere de kredi vermesin! Yok; devlet her türlü olanağı ile bunları desteklesin, kredi versin, bu kredilerin hesabını sormasın... Bunlara hiç ama hiç itirazları yoktur. İstedikleri şu açıkçası: D e v l e t b i z i z e n g i n e t s i n...
Devlet bunları zengin etsin, üstüne karışmasın. Karışırsa olmaz; hür teşebbüs incinir, küser, darılır... (Cumhuriyet, 22 Şubat 1981, Esir Teşebbüs...)
Uğur MUMCU

Namuslu Olma Esareti (Haziran -Aralık 1981)
- Bu satılık mı?
Ünlü ressam, fırçası kadar hünerli zekasıyla bu soruyu şöyle yanıtladı: - Evet burada gördüklerinizin hepsi satılıktır. Benim dışımda... Uygun çerçeve bulsam kendimi de satacağım ama, kendime çerçeve bulamıyorum!
Son yıllarda kulaklarımız, parayı verenin çaldığı düdüklerle sağırlaşmadı mı? Paranın padişahlığını görmedik mi? Kara paranın krallığına, toplum olarak hep birlikte tanık olmadık mı? Milyonlar, milyarlar, dönme dolaplar gibi, insanların vicdanlarında dönüp durmadılar mı?
Evet sevgili dostlar... Bir memlekette namuslu kalmak artık bir cesaret işi olmuşsa, vay bizim halimize! Bakın çevrenize; dostlarınıza, arkadaşlarınıza bakın. Bu kurtlar sofrasından paylarını almamış olanlara, eşleri, çocukları ve yakınları ile namuslu olma cesaretini göstermiş olanlara... Düğmelerinizi ilikleyin, şapkalarınızı çıkarın!.. Onlar toplumumuzun adsız kahramanlarıdır. Onların çerçeveleri namusla, erdemle, özveriyle, onurla çatılmıştır. Onları hep birlikte saygıyla selamlayalım dostlar." (Cumhuriyet, 4 Ekim 1981, Çerçeve...)
Uğur MUMCU

20 Haziran 31 Aralık 1981 yazıları...
1980 ve Özalizm, globalizm, küreselleşme sonrası yaşadığımız insan ve insani değerler "toprak aşınması" u... İnsan ve değerler dahil herşeyin satılabileceği kanısının, salt kendisini düşünme, gemisini kurtaran kaptandır anlayışının egemenliği...
20 haziran – 31 aralık 1981 yazıları...

Alaturka Kapitalizm (Ocak-Temmuz 1982)
"24 Ocak Kararları, kurulu ekonomik düzeni büyük ölçüde değiştirmeyi amaçlamıştı. Ama böylesine köklü bir değişimin gerektirdiği hukuksal düzenlemeler zamanında yürürlüğe konmuş değildir. Serbest piyasa ekonomisine ya Allah!.. diye dalınmıştır. Kapitalizmi biz pek alaturka uyguluyoruz; alaturka kapitalizm dediğimiz de budur. Ne yasası düşünülmüş, ne kararnamesi, ne tebliği!.. Önüne ardına bakılmadan, el yordamı ile uygulanan liberal kapitalizm düzeni... Nihavent makamında kapitalizm!.. (Cumhuriyet, 23 Haziran 1982, Alaturka Kapitalizm...)
- Enflasyon ekonomiyi gözaltına alır. Dış borç ekonomiyi tutuklar! Şikayet yeri ise halkın kendisidir. Ama bu kapıyı açık tutalım..." (Cumhuriyet, 4 Nisan 1982, Kimin Mirası...)
Uğur MUMCU

24 Ocak Kararları...
Küreselleşme... Ekonominin entegrasyonu... Turgut Özal... Özalizm... Özelleştirme... İç tüketimin kısılması... Ücretlerin dondurulması... Faizlerin sözde serbest bırakılması... Ama bütün bunlar yapılırken, hukuki ve teknik çerçevenin hiç düşünülmeyişi... Banker iflasları... Nerden, nasıl bulursan bul, yeter ki döviz getir... Hayali ihracat... Sırdaş hesap... Kara paranın aklanması... Kaçakçılığın, hırsızlığın, rüşvetin meşrulaştırılması... Yine "sözde" serbest piyasa ekonomisi adı altında seçilmiş birkaç şirketin devlet parasıyla zengin edilmesi... Serbest piyasa derken, devletin ekonomideki rolünün gittikçe, hem de çarpık bir biçimde artması... Kapitalizmden başka herşeye benzeyen bir ekonomik yapı... Türk usulü kapitalizm... Alaturka (alla Turca) kapitalizm...
1 Ocak – 6 Temmuz 1982 yazıları...

24 Ocak Anayasası (Temmuz-Aralık 1982)
"Bir Anayasa ki basına güvenmez; yüksek yargıçlara, yargı kuruluşlarına güvenmez; bir anayasa ki işçilerine, memurlarına, köylülerine güvenmez; bir anayasa ki avukatlarına, mühendislerine, doktorlarına güvenmez; bunların yasal örgütlerini birer suç odağı gibi görür... Bütün hak ve özgürlüklere karşı devletin sınırlama yetkisini getiren ... anayasa, sıra özel sektöre gelince yumuşar. Toprak reformu ve kamulaştırma söz konusu olunca devletten kuşkulanmaya başlar. ... Toplumun büyük kesimlerine karşı kuşku, özel sektöre ve Cumhurbaşkanı’na duyulan güven, Aldıkaçtı Anayasası’nın temel ideolojisini oluşturmaktadır. (Cumhuriyet, 15 Ağustos 1982, Güvensizlik Belgesi)
Aldıkaçtı Anayasası, bir huzur anayasası olmaktan çok uzaktır. Tersine, çeşitli toplum kesimleri arasında uyuşmazlık tohumları atan bir anayasadır. Bu tohumların yeşermesi, yarın toplumu büyük bir kargaşanın içine sürükleyebilir. Türk halkı böyle bir anayasaya mahkum edilmemelidir. (Cumhuriyet, 1 Ağustos 1982, 24 Ocak Anayasası)
Hukukun "toplumsal" sınıflar arasındaki yarışmada yeri yoktur. ... Hukuk bütün "toplumsal" sınıfları ... aynı güvencelerle donatmamışsa, herkese hakça ve eşitçe davranmamışsa, orada ideolojik niteliği ağır basan hukuk vardır. Ve orada, hukukçulara değil, emir kullarına rastlanır." (Cumhuriyet, 6 Ekim 1982, Hukukçu ve Görevi...)
Uğur MUMCU

24 Ocak 1980'de,"24 Ocak Kararları" diye bilinen ünlü Ekonomik İstikrar Önlemleri Paketi yürürlüğe konur. Başbakan, Süleyman Demirel; DPT ve Başbakanlık Müsteşarı da Turgut Özal'dır. Ülkenin toplumsal, ekonomik, siyasal yaşamına bir bomba gibi iner bu kararlar. Ama acısı sonradan farkedilen bir bıçak yarası gibi... Göreceli de olsa demokratik bir yapıda, seçilmiş bir parlamento ile, iyi kötü ifade özgürlüğünün kullanlabildiği bir ortamda bu kararları yaşama geçirmek son derece güçtür. Bu nedenle olacak, 24 Ocak Kararları'nı 12 Eylül darbesi izler. 24 Ocak kararlarının gerisindeki IMF programı ancak bu sayede, yani "süngü zoruyla" tam bir uygulanabilirlik kazanmıştır. Ancak sırf 24 Ocak Kararları adamakıllı uygulansın diye askeri yönetimi sürgit uzatmak da mümkün değildir. İşte 1982 Anayasası, yani 12 Eylül Anayasası da bu sorunun çözümünü sağlar.

7 Temmuz – 5 Aralık 1982 yazıları...

Engelli Demokrasi (Ocak-Temmuz 1983)
"Liberal sağ" diye ortaya çıkanların hiçbirinin "liberal" olmadıkları ... bellidir. Aslına bakarsanız, Türkiye'de "liberal demokrasi"yi kurmaya "mevzuat müsait değil"dir; çünkü Anayasa ve yasalar, örnekleri Batı'da görülen çoğulcu demokrasiye izin vermemektedir. Aynı biçimde. ""toplumsal" demokrat" nitelikte parti kurulmasına da "mevzuat müsait değil"dir. ... O zaman, ... liberal olmayan ve hiçbir zaman olmayacak sağ partilerle, "toplumsal" demokrat olma-larına izin verilmeyecek sol partiler arasında bir çeşit geçici ve yapay dengeler oluşması sağlanacaktır. Böyle bir dengenin toplumun tüm kesimleri için bir uzlaşma ortamı yaratması olası değildir. Çünkü liberal olmayan sağ ile "toplumsal" demokrat olmayan sol, toplumsal birikimleri derinlemesine kucaklayamazlar. ... sağ partiler liberal olamadıkları için, Batı'daki liberal partilerin işlev ve katkıları da bu partiye düşecektir. (Cumhuriyet, 8 Mayıs 1983, İlk Adım...) Alafranga görünüşlü alaturka muhafazakarlık ... kimseyi aldatmamalıdır. Türkiye'de liberal yok; çok sayıda muhafazakar var. Muhafazakarlar hoş geldiniz! (Cumhuriyet, 13 Mayıs 1983, Muhafazakar...) Uğur MUMCU
Türkiye'de özgürlükler Başta Ceza Yasası olmak üzere, Dernekler Yasası'ndan, Pasaport Yasasına kadar pek çok yasa ile zaten kısıtlanmıştır. 1961 Anayasası biraz daha toplumdan, insandan, dolayısıyla özgürlüklerden yana bir sistem öngörüyordu. Her ne kadar yasalar 61 Anayasası ile çelişik durumlarını sürdürseler de... Ama artık 1982 Anayasası yürürlüktedir. Huku sistematiğinde yasaların anayasaya uyması, uygun olması gerekir. Anayasa, hukuk metinleri hiyerarşisi içinde en üsttedir. Oysa 1982 Anayasası bu bilimsel kurulan tam tersine, mevcut yasalara uydurularak hazırlanmıştır. Yani özgürlüklere güvence sağlamak bir yana, 1982 Anayasası ile kısıtlamalar, yasaklar sağlamlaştırılmış, adeta yasaklar "güvence altına" alınmıştır. Özgürlüklerin, dolayısıyla demokrasinin önünde dev bir "muvzuat" engeli vardır. Hangi özgürlükten söz edecek olursanız olun, karşınızda ya bir yasayı, ya da bu yasayla birlikte Anayasa'yı bulursunuz. "Paşalar demokrasisi", paşalar anayasası, böyle buyurmuştur. 14 Ocak -

22 Temmuz 1983 yazıları...

Ortadirek Türküleri (Temmuz-Aralık 1983)
Özal'ın "orta direk" adını taktığı dar gelirli yurttaşlar, Özal'ın sorumluluğu üstlendiği dönemde en güç koşullara sürüklenmemişler miydi? Orta direk bu dönemde sallanmamış mıydı? Hani "el veriyor el veriyor, orta direk bel veriyor" diye bir türkü vardır, bilirsiniz. Bu türkü de "oy" diye biter. Biz Özal'a bu türkü ile "el veriyor el veriyor, orta direk bel veriyor" diye sesleniyoruz: o da hepimize dönüp "oy" diye yanıt veriyor, "oy" diye!.. (Cumhuriyet, 23 Ekim 1983, Orta Direk..)
Uğur MUMCU 23 Temmuz – 31 Aralık 1983 yazıları...

Devlet Modası: Tek Yol Özal ! (Ocak-Haziran 1984)
Yerel seçimlerden sonra, solculuktan çark etmiş dostlarımız, ilginç teoriler geliştirmeye başladılar. Çoktandır "sivil toplum" adına liberalizme tuttukları çılgınca alkışa teorik taban bulmaya çalışıyorlardı. Şimdi bu teorik tabanı bulduklarını sandılar. Öyle ya; halk ANAP'ı istediğine göre... ... Bir kısmı, solculuğun başlarına açtığı dertlerden ürküp, düne kadar sövgüler yağdırdıkları düzenden alkış alabilmek için, soldan hızla çark edip, alaturka müzik eşliğinde liberalizm baleleri yapmaya başladılar.
... Bizim tuzu kuru eski solcularımızın "sivil toplum "adına savundukları ekonomik model, bütün dünyada otoriter rejimlerle yürür. Ama ne gam!.. Beylerimiz "tek yol devrim" diyen inatçı delikanlılar gibi, "tek yol Özal" saplantısı içinde, felsefe kırıntıları ile karışmış teori dışsatımı ile meşguldürler. Bugünkü "devlet modası" budur da ondan; bu davulun sesi, yarın başka türlü de duyulur. (Cumhuriyet, 29 Mart 1984, Devlet Modası...)
Uğur MUMCU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
''UĞUR MUMCU'' TÜM YAZILARI 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Minber'08 :: YAZI VE YORUMLAR :: ALINTI YAZILAR-
Buraya geçin: