UYANDIRMA SERVİSİ
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB ''Erol MANİSALI ''

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sevgi



Mesaj Sayısı : 102
Kayıt tarihi : 08/08/08
Yaş : 31
Nerden : bursa

MesajKonu: Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB ''Erol MANİSALI ''   C.tesi Ağus. 09, 2008 3:47 pm

29 Nisan 2008 akşamı kanallardan birinde Bülent Eczacıbaşı konuk olmuştu. Birkaç dakikasını izlediğim konuşmasında, yaklaşık olarak şunları söyledi; " Turgut Özal başbakan iken TÜSİAD'ın toplantısına katılmıştı. Ben, yaptığım konuşmada Türkiye için sanayileşme stratejisine ihtiyaç olduğunu anlattım.Toplantı bittikten sonra çıkışta Turgut Özal yanındakilere, şu genç işadamları da kafalarına "toplumsal" ist planlamayı takmışlar diye yakınıyordu ."

" Plan yok pilav var " diyerek 1978'de Amerika'nın piyasaya sürdüğü "Washington Uzlaşması'nı" (*) Türkiye'ye 24 Ocak 1980'de ithal eden Özal ülkeyi pirinçsiz bıraktı, sanayi geriledi. Ayakta durabilenler, fason taşeronlar olarak, Batı tekellerinin denetimine girdiler.

Ertesi gün 30 Nisan 2008 sabahı Cumhuriyet gazetesini açtığımda beni hiç şaşırtmayan bir haberle karşılaştım. Birinci sayfadan başlayan açıklama, Mustafa Koç 'un Gümrük Birliği'nden yakınışını anlatıyordu.

- Koç'a göre Türkiye'nin eli kolu bağlanmıştı, kararı başkaları veriyor biz uyguluyorduk. Gümrük Birliği hataydı.

- Türk sanayisi bundan büyük zarar görmüştü ve görmeye devam ediyordu.

Mustafa Koç'un yana yakıla anlattığı Gümrük Birliği'ne tek yanlı Türkiye'nin bağlanmaması gerektiğini o tarihlerde biz bütün ayrıntıları ile herkese anlatmıştık.

- Başbakan Tansu Çiller' e, Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın' a 25 Şubat 1995'te, Said Halim Paşa yalısında 2 saat dil döktüm. Ama onların önünde Richard Holbrooke' un notu vardı. (**)

- Cumhurbaşkanı Demirel' e 12 sayfalık rapor sundum, yanıt bile gelmedi, görmezlikten gelmişti.

- 60 akademisyen ortak "bildirge" yayımladık, " Bu bir sömürge belgesidir" dedik. "basın-yayın" da yankı buldu ama oligarşi ilgilenmedi.

- Devlet Planlama Teşkilatı rapor yayımladı (***). " Tam üye olmayan ülke, AB'nin gümrük yükümlülüğü altına giremez, bu egemenliğin tek yanlı devri olur " görüşü savunuluyordu.

- Refah Partisi milletvekili Abdullah Gül 8 Mart 1995'te TBMM'de zehir zemberek bir konuşma yaptı. Özetle, "Gümrük Birliği ile Türkiye'yi AB'ye tek yanlı bağlayanlar bizi arka bahçedeki köpek kulübesine sokuyorlar" dedi, benim görüşlerimi savundu. Aynı kişi AKP hükümetinde, 2004 ve 2005 anlaşmalarına imza atıyordu.

İçimizdeki oligarşi, " Türkiye'yi Batı kapitalizminin sömürgesi yapacak anlaşmaları " bile bile imzaladı. Torunu Mustafa Koç' un bugünkü yakınmalarını ben yıllar önce, daha 1979'da dedesi merhum Vehbi Koç' a anlatmıştım. Davet ondan gelmişti. Türk sanayisinin AB (AET) üzerinden çökertileceğini daha o günlerde, "Katma Protokol" tek yanlı işletilmeye başlayınca anlamıştık. Vehbi Koç beyanat vererek ikazını yaptı(****).

Ve Aydın-Nazilli hattı

28 Nisan 2008'de Adnan Menderes Üniversitesi'nde konferans verdim. Aydın'da, İspanyollara satılan Aydın Tekstil Fabrikası'nın yıkılışını gördüm. İspanyol şirket orayı alışveriş merkezi, yani ithalat merkezi yapacakmış. AB'ye tek yanlı bağlanmanın sonucu bu. Aydın Tekstil kapanıyor, işçisi ve mühendisi işsiz kalıyor. Yeni patronu İspanyol ve Fransız işçileri ve mühendisleri zenginleştirmek için dışarıdan mal getirecek kuşkusuz.

Üniversitede bir öğretim üyesi Nazilli Basma Fabrikası üzerine araştırma yapıyordu. Kitap yakında yayımlanacak.

- Nazilli Bez Fabrikası (Kombinasi), bütünleşmiş bir tesismiş. Orada yalnız bez üretilmemiş, Cumhuriyetin örnek insanları da hayat bulmuşlar.

- Nazilli Bez Kombinası'nın "toplumsal" tesisleri varmış. Nazilli insanı orada piyanoyu görmüş, dinlemiş. Kitaplar varmış, onları okumuş. Fabrika uyanışın simgesi olmuş.

- "toplumsal" tesislerde kadınlar, erkekler ulusal günlerde ve bayramlarda kutlamalar, balolar yaparlarmış. Çocukları için çocuk yuvaları kurulmuş.

- Nazilli Bez Kombinası'nda bez üretilmemiş yalnızca, Cumhuriyetin uygar insanları ortaya çıkmış, çağdaş değerleri benimsemişler.

Sonra birileri gelmiş, bu fabrika yılda kaç metre bez üretir, değmez, satın gitsin, artık her şey özelleştirilecek demiş. Bezin arkasındaki insanı görmemiş bu yaratıklar... Onlar sadece bezin piyasada ettiği parayı görmüşler.

Bülent Eczacıbaşı, Mustafa Koç, Tansu Çiller, Abdullah Gül zincirindeki örtüşmeler, çelişkiler ve tepkiler...

Demirel, Özal, Tayyip Erdoğan, Ali Babacan, Mehmet Şimşek hattındaki bütünleşmeler... Plan yok, strateji yok, insan yok... Ya ne var? AB'nin ve IMF'nin dedikleri var; her şeyi piyasaya terk etmek var.

Kendi tarımını ve sanayisini tasfiye ederken pirinci, ipliği, mısırı, tekstili, mobilyayı, deriyi, demiryolu raylarını ithal etmek var. İthalat cenneti bir ülke ayakta kalamaz, bunu anlamayan aptal değilse nedir?

AKP ne diyor? Her şeyi piyasa, piyasayı da yabancılar belirlermiş. Bizim planımız, stratejimiz olamazmış. Biz AB'nin, IMF'nin ve piyasanın dediklerini yapmalıymışız...

Okan Üniversitesi'nden dönerken Özer Ertuna eski Sümerbank'ı, Ahmet Koç da Hereke'yi öve öve anlatıyordu. Ben de onlara Nazilli Basma Kombinası'ndan söz ettim. İnsan üretimle insan olur; planla, programla toplum gelişir... Plan yoksa pilav da yoktur...


(*) Gümrük Birliği'nden AB'ye, sayfa 160-162, Truva, 2007

(**) Türkiye'nin Askersiz İşgali, sayfa 42-43, Truva, 2008

(***) Askeri Darbeden Sivil Darbeye, sayfa 165-170, Truva,2007

(****) Gümrük Birliği'nden AB'ye, sayfa 201-204, Truva, 2007.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Eczacıbaşı, Koç, Sanayi ve AB ''Erol MANİSALI ''
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ...Düşmanı çağırdılar,satıldık uyanın.. Nazım Hikmet

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Minber'08 :: YAZI VE YORUMLAR :: ALINTI YAZILAR-
Buraya geçin: